Yazilim ve muhendislik becerileri
Software and engineering capabilities
Dr. Salim Kılıç, finansal teknolojiler, yazılım geliştirme, sistem entegrasyonu ve dijital dönüşüm projelerinde uzmanlaşmış bir mühendistir. Kurumsal yapılarda yürüttüğü çalışmalarda modernizasyon, API dönüşümü, entegrasyon ve süreç iyileştirme odaklı projelerde aktif rol almıştır.
Akademik çalışmalarında yapay zekâ, Spiking Neural Networks, biyomedikal görüntü analizi ve veri odaklı modelleme üzerine yoğunlaşmıştır. Bunun yanında Java, Python, Spring Boot, Angular, PostgreSQL, AWS ve Azure gibi teknolojilerle kurumsal çözümler geliştirmekte; FinTech, API, bulut ve 3D üretim odaklı projeler üretmektedir.
Amacı; akademik bilgi birikimini gerçek dünya ihtiyaçlarıyla birleştirerek ölçeklenebilir, yenilikçi ve sürdürülebilir dijital çözümler geliştirmektir.
Dr. Salim Kılıç is an engineer specialized in financial technologies, software development, system integration and digital transformation projects. In enterprise environments, he has taken active roles in modernization, API transformation, integration and process improvement initiatives.
His academic work focuses on artificial intelligence, Spiking Neural Networks, biomedical image analysis and data-driven modeling. He also develops enterprise solutions using Java, Python, Spring Boot, Angular, PostgreSQL, AWS and Azure, while working on projects related to FinTech, APIs, cloud technologies and 3D manufacturing.
His goal is to transform academic knowledge into scalable, innovative and sustainable digital solutions for real-world needs.
Yazarlar
Salim Kılıç, Ertuğrul Adıgüzel ve Erkan Atmaca
Yayın Bilgileri : Applied Sciences, Cilt 15, Sayı 1, Makale No: 345, 2025
DOI: 10.3390/app15010345
Yayın Tarihi: 1 Ocak 2025
Çalışma Hakkında
Bu çalışma, çevresel koşulların fotovoltaik panel verimliliği üzerindeki etkisini makine öğrenmesi tabanlı regresyon yöntemleriyle incelemektedir.
Araştırmada temiz ve kirli gruplara ayrılan 100 W monokristal ve polikristal fotovoltaik paneller kullanılmıştır. Altı ay boyunca güneş ışınımı, panel sıcaklığı, hava sıcaklığı, rüzgâr hızı, nem, basınç, ultraviyole ışınım, akım, gerilim ve güç değerleri kaydedilmiştir.
Elde edilen veriler üzerinde altı farklı makine öğrenmesi regresyon modeli uygulanmış ve modellerin tahmin performansları karşılaştırılmıştır. Yapılan analizlerde Random Forest modeli en başarılı tahmin performansını göstermiştir.
Öne Çıkan Konular
Authors
Salim Kılıç, Ertuğrul Adıgüzel and Erkan Atmaca
Publication Details
Applied Sciences, Volume 15, Issue 1, Article 345, 2025
DOI: 10.3390/app15010345
Publication Date: 1 January 2025
About the Study
This study examines the effects of environmental conditions on photovoltaic panel efficiency using machine-learning-based regression methods.
Two 100 W monocrystalline and two polycrystalline photovoltaic panels, divided into clean and dirty groups, were monitored for six months. Solar irradiance, panel temperature, air temperature, wind speed, humidity, pressure, ultraviolet radiation, current, voltage and power values were recorded.
Six different machine-learning regression models were applied to the collected dataset and their predictive performances were compared. Among the evaluated models, Random Forest demonstrated the strongest predictive performance.
Key Topics
STK / Vakıf Otomasyon Sistemi, vakıf ve sivil toplum kuruluşlarının operasyonel, idari, mali ve saha süreçlerini tek merkezden yönetebilmesi için geliştirilen kapsamlı bir kurumsal yönetim platformudur.
Bu sistem; kullanıcı yönetimi, rol bazlı yetkilendirme, anket yönetimi, özgeçmiş ve kariyer süreçleri, akademik başvurular, okut-geç / PDKS takibi, yurt yönetimi, insan kaynakları, aktivite planlama, muhasebe, stok, envanter, hukuk, sözleşme, SMS, mesajlaşma, burs yönetimi, kurban organizasyonu, lead CRM, etkinlik yoklama ve saha operasyonları gibi çok sayıda modülü tek çatı altında toplamayı hedefler.
Platform; farklı kullanıcı rollerine göre özelleştirilebilir menü yapısı, yetki tabanlı erişim, çok modüllü yönetim paneli, raporlama ekranları, başvuru ve onay akışları, dosya ve belge yönetimi, Excel / CSV aktarım süreçleri ve kurum içi iletişim altyapısı ile uçtan uca dijital dönüşüm yaklaşımı sunar.
Sistemde yer alan öne çıkan modüller:
- Kullanıcı ve rol yönetimi
- Menü ve yetki yönetimi
- Anket oluşturma ve anket listeleme
- Özgeçmiş, deneyim, proje, sertifika, eğitim ve sosyal medya yönetimi
- Kariyer, iş ilanı, başvuru ve özgeçmiş süreçleri
- Akademik başvuru ve güncel başvuru yönetimi
- Okut-Geç / PDKS ve zaman kapısı yönetimi
- Yurt, öğrenci, fatura ve yurt raporlama süreçleri
- İnsan kaynakları, özlük bilgisi, izin talebi, izin onayı ve takvim yönetimi
- Personel atama, yıllık izin ve saatlik izin hakkı yönetimi
- Aktivite oluşturma, zaman çizelgesi ve etkinlik takvimi
- Muhasebe, firma, fatura, raporlama ve karşılaştırma süreçleri
- Stok paneli, ürün, depo, stok giriş-çıkış, transfer, sayım ve tedarikçi yönetimi
- Envanter, demirbaş, zimmet, etiket ve rapor yönetimi
- Hukuk dosyaları ve dosya takip sistemi
- Sözleşme yönetimi, kategori ve sözleşme raporları
- SMS ve kurum içi mesajlaşma altyapısı
- Biz Bir Aileyiz modülü ile hami, bursiyer, öğrenci, aktivite ve talep takibi
- Kurban yönetimi, kampanya, hisse, vekalet, ödeme, kesim, dağıtım ve raporlama süreçleri
- Lead CRM, arama listeleri, kişi havuzu, callback takibi ve personel performans takibi
- Etkinlik yoklama, oturum planlama, katılımcı ve rapor yönetimi
- Burs dönemi, başvuru, belge kontrol, puanlama, komisyon, mülakat, sonuç, bursiyer ve ödeme yönetimi
Proje PHP, MySQL, Bootstrap, JavaScript ve Composer tabanlı olarak geliştirilmiştir. Modüler mimari, rol bazlı erişim, yönetilebilir menü yapısı, çok kullanıcılı çalışma mantığı, raporlama ve operasyonel süreç takibi temel alınmıştır.
Bu projede analiz, veritabanı tasarımı, modül mimarisi, backend geliştirme, arayüz geliştirme, yönetim paneli kurgusu, iş akışı planlama ve entegrasyon süreçleri tarafımdan yürütülmüştür.
STK / Vakıf Otomasyon Sistemi, kurumların kişilere bağlı operasyonel hafızasını azaltmayı, süreçleri dijitalleştirmeyi, takip edilebilirliği artırmayı ve tüm birimleri tek merkezden yönetilebilir hale getirmeyi amaçlayan kapsamlı bir dijital dönüşüm projesidir.
The NGO / Foundation Automation System is a comprehensive enterprise management platform developed to help foundations and non-governmental organizations manage their operational, administrative, financial and field processes from a single centralized panel.
The system is designed to bring together a wide range of modules such as user management, role-based authorization, survey management, resume and career processes, academic applications, Okut-Geç / attendance tracking, dormitory management, human resources, activity planning, accounting, stock, inventory, legal files, contract management, SMS, internal messaging, scholarship management, sacrifice organization, lead CRM, event attendance and field operations under one integrated structure.
The platform provides an end-to-end digital transformation approach with customizable menus based on user roles, permission-based access, a multi-module administration panel, reporting screens, application and approval workflows, file and document management, Excel / CSV import-export processes and internal communication infrastructure.
Key modules included in the system:
- User and role management
- Menu and permission management
- Survey creation and survey listing
- Resume, experience, project, certificate, education and social media management
- Career, job posting, application and resume processes
- Academic application and active application management
- Okut-Geç / attendance tracking and time gate management
- Dormitory, student, invoice and dormitory reporting processes
- Human resources, personnel records, leave request, leave approval and calendar management
- Personnel assignment, annual leave and hourly leave entitlement management
- Activity creation, timeline and event calendar management
- Accounting, company, invoice, reporting and comparison processes
- Stock panel, product, warehouse, stock entry-exit, transfer, counting and supplier management
- Inventory, fixed asset, assignment, label and reporting management
- Legal file and case tracking system
- Contract management, category management and contract reports
- SMS and internal messaging infrastructure
- “Biz Bir Aileyiz” module for sponsor, scholarship student, activity, note and request tracking
- Sacrifice management including campaigns, shares, proxy management, payments, slaughtering, distribution and reporting
- Lead CRM, call lists, contact pool, callback tracking and personnel performance tracking
- Event attendance, session planning, participant and report management
- Scholarship period, application, document control, scoring, committee, interview, result, scholarship student and payment management
The project is developed with PHP, MySQL, Bootstrap, JavaScript and Composer. It is built around a modular architecture, role-based access, manageable menu structure, multi-user workflow, reporting and operational process tracking.
My responsibilities in this project include analysis, database design, module architecture, backend development, interface development, administration panel design, workflow planning and integration processes.
The NGO / Foundation Automation System is a comprehensive digital transformation project designed to reduce person-dependent operational memory, digitalize institutional processes, improve traceability and make all units manageable from a single centralized platform.
Yazilim ve muhendislik becerileri
Software and engineering capabilities
Henuz ders kaydi bulunmuyor.
No course records yet.
ANALYSIS OF BRAIN MRI IMAGES THROUGH SPIKING NEURAL NETWORK TECHNIQUE
Üçüncü nesil yapay sinir ağları arasında yer alan Spiking Neural Networks (SNN) ile beyin MR görüntülerinde tümör analizine odaklandım. Bu kapsamda, biyolojik sinir sistemlerinden ilham alan SNN mimarisi kullanılarak yüksek doğruluklu bir tespit modeli geliştirildi. Modelin çıktıları, nesne tespiti algoritmalarından YOLOv7 ile entegre edilerek, tümörlü bölgelerin otomatik etiketlenmesi sağlandı.
I focused on tumor analysis in brain MRI images with Spiking Neural Networks (SNN), one of the third generation artificial neural networks. In this context, a high accuracy detection model was developed using SNN architecture inspired by biological neural systems. The outputs of the model were integrated with YOLOv7, an object detection algorithm, for automatic labeling of tumor regions.
Comparison of Clonal Selection and Particle Swarm Optimization Algorithms on Modified Benchmark Functions
Bu tez çalışmasında, doğadan esinlenen evrimsel algoritmalar arasında yer alan Klonal Seçim Algoritması (CSA) ve Parçacık Sürü Optimizasyonu (PSO) algoritmalarının çeşitli klasik ve değiştirilmiş kıyaslama fonksiyonları üzerindeki optimizasyon performansları karşılaştırılmıştır. Her iki algoritmanın güçlü ve zayıf yönleri belirlenerek, farklı problem türleri karşısındaki etkinlikleri analiz edilmiştir.
In this thesis, the optimization performances of Clonal Selection Algorithm (CSA) and Particle Swarm Optimization (PSO) algorithms, which are among the nature-inspired evolutionary algorithms, on various classical and modified benchmark functions are compared. The strengths and weaknesses of both algorithms are identified and their effectiveness against different problem types is analyzed.
Bilgisayar Mühendisliği lisans eğitimimde yazılım geliştirme, algoritma, sistem programlama ve veritabanı temellerini öğrendim. Projelerle pratik beceriler kazandım. "Object Oriented Programming", "Data Structures", "Operating Systems", "Database Systems", "Computer Networks" ve "Software Design" gibi derslerle algoritmik düşünme yeteneğim gelişti. Bitirme projesinde yazılım geliştirme ve proje yönetimi deneyimi edindim.
During my undergraduate education in Computer Engineering, I learned the basics of software development, algorithms, system programming and databases. I gained practical skills through projects. My algorithmic thinking skills improved with courses such as “Object Oriented Programming”, “Data Structures”, “Operating Systems”, “Database Systems”, “Computer Networks” and “Software Design”. I gained software development and project management experience in the graduation project.
By Admin 2026-09-15
Bir uygulamanın giriş ekranı kullanıcı açısından oldukça basit görünür: e-posta adresi yazılır, şifre girilir ve sisteme giriş yapılır.
Ancak özellikle kurumsal sistemlerde bu işlemin arkasında çok daha geniş bir güvenlik mimarisi bulunması gerekir.
Son dönemde üzerinde çalıştığım bir kurumsal yönetim sistemi içerisinde giriş ve e-posta altyapısını yeniden ele alırken, klasik kullanıcı adı–şifre yapısından çok faktörlü doğrulamaya uzanan kapsamlı bir geliştirme süreci yürüttüm.
Bu süreç bana bir kez daha gösterdi ki güvenlik yalnızca “bir özellik eklemek” değil; birbiriyle bağlantılı katmanları doğru biçimde tasarlamak anlamına geliyor.
İlk aşamada sistemde ikinci doğrulama yöntemi olarak e-posta üzerinden gönderilen tek kullanımlık doğrulama kodları bulunuyordu.
Bu yöntem güvenlik açısından önemli bir katman sağlasa da farklı bir bağımlılık oluşturuyor:
E-posta altyapısı çalışmazsa kullanıcı sisteme nasıl girecek?
Bir SMTP servisinde kota oluşması, geçici bağlantı problemi yaşanması veya mesaj teslimatının gecikmesi, güvenlik sistemi doğru çalışıyor olsa bile kullanıcının giriş yapamamasına neden olabilir.
Buradaki temel çıkarımım şu oldu:
Güvenlik mekanizması, başka bir servisin kullanılabilirliğine tamamen bağımlı olmamalıdır.
Bu nedenle sisteme standart TOTP tabanlı Authenticator desteği ekledik.
TOTP — Time-based One-Time Password — yaklaşımında kullanıcının telefonundaki uygulama belirli aralıklarla yeni bir doğrulama kodu üretir.
Google Authenticator, Microsoft Authenticator ve benzeri RFC 6238 uyumlu uygulamalar bu yöntemi destekler.
Bu yapının önemli avantajlarından biri, giriş sırasında e-posta gönderilmesine ihtiyaç duyulmamasıdır.
Yeni giriş akışı şu hale geldi:
E-posta + Şifre → Authenticator → 6 Haneli Kod → Giriş
Böylece e-posta servisinde geçici bir problem olsa bile Authenticator kullanan kullanıcı sisteme güvenli şekilde giriş yapabiliyor.
Sistemde tek bir yöntemi zorunlu kılmak yerine birden fazla doğrulama yöntemini desteklemek daha esnek bir yapı oluşturdu.
Authenticator'ı etkinleştirmiş kullanıcılar giriş sırasında:
kullanabiliyor.
Authenticator kurulmamış kullanıcılar ise mevcut e-posta doğrulama yöntemini kullanmaya devam ediyor.
Böylece yeni güvenlik altyapısı devreye alınırken mevcut kullanıcı deneyimi de bozulmamış oluyor.
TOTP tarafındaki önemli konulardan biri de kullanıcıya ait Authenticator secret bilgisinin saklanmasıdır.
Bu değer doğrudan veritabanında açık biçimde tutulmamalıdır.
Bu nedenle sistem tasarımında secret değerlerini uygulama seviyesinde güçlü şifreleme ile korumak ve şifreleme anahtarını veritabanından ayrı bir ortam değişkeninde tutmak temel güvenlik prensiplerinden biri oldu.
Burada önemli olan yalnızca algoritmanın kullanılması değil; anahtar yönetiminin de doğru yapılmasıdır.
TOTP kodlarının kısa süreli olması tek başına yeterli değildir.
Geçerli bir kodun aynı zaman dilimi içerisinde ikinci kez kullanılmasının da engellenmesi gerekir.
Bu nedenle sistemde son başarılı TOTP zaman sayacı takip edilerek daha önce kullanılan bir doğrulama kodunun tekrar kabul edilmemesi sağlandı.
Bu çalışma bana şu prensibi yeniden hatırlattı:
Güvenlikte “kod doğru mu?” sorusu kadar, “bu kod daha önce kullanıldı mı?” sorusu da önemlidir.
Bir diğer önemli nokta başarısız doğrulama denemeleridir.
Sınırsız sayıda OTP veya TOTP denenebilmesi saldırgan açısından ciddi bir avantaj oluşturur.
Bu nedenle;
sınırlandırmaların birlikte uygulanması gerekir.
Aynı yaklaşım doğrulama kodunun tekrar tekrar e-posta ile gönderilmesini engellemek için de kullanılmalıdır.
Çalışmanın en öğretici taraflarından biri de e-posta altyapısında servis sağlayıcı limitlerini yönetmek oldu.
Bir sağlayıcı kota sınırına ulaştığında uygulamanın sürekli yeniden bağlantı kurması ve başarısız gönderimler yapması problemi daha da büyütebilir.
Bu nedenle gönderim altyapısında merkezi bir provider governor yaklaşımı uygulamak önemli bir kazanım oldu.
Sistem bir kota problemi tespit ettiğinde ilgili gönderim kanalını kontrollü biçimde durdurabiliyor.
Böylece:
Bir başka önemli tasarım kararı da e-posta sistemini operasyonel modlara ayırmak oldu.
Örneğin sistem normal kampanya ve bilgilendirme mesajlarını durdururken yalnızca kritik kimlik doğrulama mesajlarına izin verebiliyor.
Bu yaklaşımı üç temel mod üzerinden kurgulamak mümkün:
NORMAL
Tüm izin verilen gönderimler çalışır.
AUTH_ONLY
Yalnızca giriş doğrulama, şifre sıfırlama gibi kritik güvenlik mesajlarına izin verilir.
HOLD_ALL
Tüm e-posta gönderimleri kontrollü biçimde durdurulur.
Bu yapı özellikle servis sağlayıcı kotasının sınırlı olduğu dönemlerde kritik mesajlara öncelik verilmesini sağlıyor.
Authenticator özelliğini geliştirdikten sonra fark edilen başka bir konu ise kullanıcıların bu özelliği nasıl bulacağıydı.
Teknik olarak çalışan bir güvenlik özelliğinin kullanıcı tarafından keşfedilemiyor olması pratikte eksik bir geliştirmedir.
Bu nedenle;
Profil → Güvenlik Ayarları → Authenticator Kur
şeklinde açık bir kullanıcı akışı oluşturuldu.
Ayrıca Authenticator uygulamasının telefona nasıl kurulacağı, QR kodun nasıl taranacağı ve giriş sırasında kodun nasıl kullanılacağı konusunda kullanıcı rehberi oluşturulması da sistemin önemli bir parçası haline geldi.
Sistemin yöneticileri açısından yalnızca MFA özelliğinin bulunması yeterli değildir.
Yönetici şu soruların cevabını görebilmelidir:
Bu nedenle sistem yönetim tarafına MFA güvenlik göstergeleri eklemek, teknik özelliği kurumsal bir güvenlik yönetim aracına dönüştürüyor.
Özellikle yönetici ve ayrıcalıklı hesapların MFA durumunun ayrıca izlenmesinin önemli olduğunu düşünüyorum.
Bu çalışmada edindiğim en önemli tecrübelerden biri de güvenlik değişikliklerinin canlı ortama nasıl aktarılması gerektiği oldu.
Kimlik doğrulama sisteminde yapılan bir hata doğrudan tüm yöneticilerin sistem dışında kalmasına neden olabilir.
Bu nedenle kritik değişikliklerde şu yaklaşım oldukça önemli:
Yeni yöntemi önce mevcut açık yönetici oturumundan etkinleştir, ikinci bir tarayıcıdan başarıyla test et, ancak bundan sonra ilk oturumu kapat.
Böyle küçük görünen operasyonel önlemler, büyük erişim problemlerini önleyebiliyor.
Bu çalışma yalnızca MFA eklemek veya e-posta sistemini değiştirmek değildi.
Aslında aşağıdaki konuların birlikte ele alınması gerektiğini gösteren güzel bir örnek oldu:
Bir sistemin güvenliği tek bir teknolojiden oluşmuyor.
Asıl güvenlik, bu bileşenlerin birbirini tamamlayacak biçimde tasarlanmasıyla ortaya çıkıyor.
Bu geliştirme sürecinden çıkardığım en önemli sonuç şu oldu:
Güvenli bir sistem yalnızca saldırıları engelleyen değil, aynı zamanda hata durumlarında çalışmaya devam edebilen, yöneticisine ne olduğunu anlatabilen ve kullanıcısını çıkmaza sokmayan sistemdir.
Önümüzdeki dönemde bu alandaki çalışmalarımı; recovery code mekanizmaları, ayrıcalıklı hesaplar için zorunlu MFA politikaları ve daha gelişmiş güvenlik gözlemlenebilirliği konularında geliştirmeyi planlıyorum.
By Admin 2026-05-09
TÜGVA Genç Yönetici Okulu’nun 2018 yılı ilk dönem mezunlarından biri olarak, 2026 Zirve Programı’na yeniden katılmak benim için ayrı bir anlam ve büyük bir onur taşıdı.
İstanbul’da Zorlu PSM Turkcell Platinum Sahnesi’nde gerçekleştirilen TÜGVA Genç Yönetici Okulu 2026 Zirve Programı; iş dünyasından savunma sanayiine, teknolojiden ekonomiye, medyadan akademiye kadar birçok alanda önemli isimleri gençlerle buluşturdu.
Programa; Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat, TÜGVA Genel Başkanı İbrahim Beşinci, TUSAŞ Genel Müdürü Mehmet Demiroğlu, ALTUR Turizm Yönetim Kurulu Başkanı Abdurrahim Albayrak, Erdemoğlu Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Erdemoğlu, Gürmen Group Yönetim Kurulu Başkanı Yasemin Gür Solmaz, DOF Robotics Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Mertcan, Miray Yapım Kurucusu Eyüp Gökhan Özekin, Prof. Dr. Oytun Erbaş, ekonomist Mert Başaran, TV sunucusu Cansu Canan Özgen, ShiftDelete.net Kurucusu Hakkı Alkan, gazeteci Türker Akıncı ve birçok değerli isim katılım sağladı.
Program boyunca liderlik, girişimcilik, yerli üretim, savunma sanayii, markalaşma, dijital dönüşüm, yapay zekâ, robotik teknolojiler, medya, ekonomi, çalışma ahlakı ve kişisel gelişim gibi birçok önemli başlık ele alındı. Her konuşma, gençlerin yalnızca kariyer hedefi olan bireyler değil; aynı zamanda ülkesine, toplumuna ve insanlığa değer üretme sorumluluğu taşıyan lider adayları olması gerektiğini bir kez daha hatırlattı.
Zirvede öne çıkan en güçlü mesajlardan biri, başarının yalnızca bilgiyle değil; emek, sabır, ahlak, tecrübe ve istikrarlı çalışmayla mümkün olduğuydu. Konuşmacıların özellikle vurguladığı “işin mutfağını öğrenmek” anlayışı, genç yöneticiler için çok kıymetli bir yol haritası sundu.
Savunma sanayii üzerine yapılan değerlendirmelerde, Türkiye’nin yerli ve millî üretim alanında ortaya koyduğu iradenin yalnızca teknolojik bir başarı değil, aynı zamanda stratejik bağımsızlık meselesi olduğu ifade edildi. Bir ürünü sıfırdan tasarlamanın, geliştirmenin ve üretmenin zorluğu anlatılırken; bu sürecin ülkeye kazandırdığı özgüvenin paha biçilemez olduğu vurgulandı.
İş dünyasından gelen konuşmacılar ise başarı hikâyeleri üzerinden gençlere sabır, azim ve istikrarın önemini aktardı. Anadolu’dan başlayıp küresel ölçekte değer üreten markaların arkasında; yıllarca süren emek, güvene dayalı ilişkiler, dürüstlük, sözünde durmak ve çalışan hakkını gözetmek gibi temel değerlerin bulunduğu ifade edildi.
Programın dikkat çeken başlıklarından biri de dijital dönüşüm, yapay zekâ ve robotik teknolojiler oldu. Yapay zekânın artık yalnızca teknoloji şirketlerini değil, üretimden hizmet sektörüne, medyadan insan kaynaklarına kadar birçok alanı dönüştürdüğü belirtildi. Ancak bu dönüşümün yalnızca teknik bir mesele olmadığı; etik, veri güvenliği, insan emeği ve yerli teknoloji geliştirme açısından da ele alınması gerektiği vurgulandı.
Ekonomi, kişisel gelişim ve çalışma disiplini üzerine yapılan oturumlarda ise gençlere önemli tavsiyeler verildi. Gençlerin moralini bozan “başaramazsın”, “bu ülkede olmaz”, “hiçbir şey yapılamaz” gibi söylemlere karşı dirençli olmaları gerektiği ifade edildi. Günümüz gençlerinin bilgiye, teknolojiye ve fırsatlara erişim açısından tarihin en avantajlı dönemlerinden birinde yaşadığı; bu nedenle şikâyet etmek yerine üretmeye, öğrenmeye ve kendini geliştirmeye odaklanması gerektiği belirtildi.
Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat’ın konuşmasında ise gençlerin Türkiye’nin geleceğindeki kritik rolüne dikkat çekildi. Gençlerin iyi eğitimli, ahlaklı, çalışkan, üretken ve topluma faydalı bireyler olarak yetişmesinin önemine vurgu yapıldı. Yabancı dil, dijital yetkinlik, iletişim becerisi, gönüllü çalışmalar ve güçlü karakterin gençleri geleceğe hazırlayan temel unsurlar olduğu ifade edildi.
Benim açımdan bu program, yalnızca bir zirve ya da konferans değil; geçmişten bugüne uzanan bir aidiyetin, kişisel gelişim yolculuğunun ve geleceğe dair güçlü bir motivasyonun yeniden hatırlanmasıydı. 2018 yılında bu okulun ilk mezunlarından biri olmak nasıl kıymetli bir tecrübeyse, 2026 yılında aynı ruhun daha geniş bir vizyonla gençlerle buluştuğunu görmek de ayrıca anlamlıydı.
Programdan aldığım en güçlü mesajı şu şekilde özetleyebilirim:
Geleceği; sadece bekleyen değil, çalışan, üreten, değerlerine sahip çıkan, teknolojiyi doğru okuyan ve işin mutfağını öğrenmekten kaçınmayan gençler inşa edecek.
Bu güzel organizasyonda emeği geçen TÜGVA ailesine, değerli konuşmacılara ve programa katkı sunan herkese teşekkür ederim.
Istanbul, Turkiye
Istanbul, Turkiye
© 2026 Dr. Salim Kılıç. Tüm hakları saklıdır.